HAFTANIN SÖZÜ
GÜVENİ SAĞLAYACAK OLAN DEVAMİYETTİR. KİŞİLİK VE ŞAHSİYET EĞİTİMCİSİ EROL ERBAŞ
Kurumsal Çalışmalarımız
BİR DÜŞÜNELİM!
Bugüne kadar kendinize hiç dikkat ettiniz mi ?
8 saat çalıştığınız...
Öğrencilerimiz
Patenti Başarıyı Arttırma Merkezi ne ait Dikkat, Özgüven, Güçlü Zeka, Sade zihin ve Fikir üret...
 
Aile Danışmanlığı

Çocuklarımıza arkadaş olalım derken anne babasız bırakıyoruz’ EROL ERBAŞ
 
EROL ERBAŞ KİMDİR ?
    KİŞİLİK VE ŞAHSİYET EĞİTİMCİSİ EROL ERBAŞ BEY, ömrünün kırk iki yılını insanın kişilik ve şahsiyet yapısını araştırıp incelemeye adamıştır. Dünyada ilk defa insanın kişilik ve şahsiyet kısmını yaşayarak, tanınmayan insanı ortaya koymuştur. Kişilik ve şahsiyet eğitimlerini meslek haline getirmiş bu konuda eğitimciler yetiştirmiş ve yetiştirmektedir. 
     Pek çok insanın hayatını dikkat, özgüven, sade zihin, güçlü zekâ, fikir üretimi ana beşlisinin altında sistem, prensip, tasarruf, düzen ve intizam yönünden düzene sokmuş; ahlaki, ailevi, ekonomik ve sosyal yönde değiştirmiştir. Kişileri çalışkan, üretken, kararlı, başarılı insanlar haline getirmiştir. Kendisinden eğitim almış birçok kişinin kalemlerine yansıyan beş yüz farklı huy, alışkanlık, tutku, pısırıklık, acizlik, zavallılık, tembellik gibi birçok yönün değiştiği tespit edilmiştir. Kendisine merhaba diyen daha o dakikada değişir, gençleşir, güzelleşir, omuzlarındaki yükü atar hafifler.
    Kâinatta doğal halini yaşamayan tek varlık insandır. EROL ERBAŞ Bey’in özelliği insanı doğal haline döndürmektir. İnsanın doğal halini; “kendi gövdesini ve evreni, yetki ve sahipliğiyle yönlendirip düzene sokarak verimli hale getirmek” olarak tanımlar.Dünyada mahlûk ve gövde medeniyeti çözüldüğü halde insan medeniyeti çözülememiştir. Kendisi maddenin ve enerjinin ötesinde insan medeniyetinin çözülmesinde müspet yaşantılar ortaya koyar.İnsanda huy, alışkanlık, etki, korkaklık, acizlik, zavallılık, pısırıklık, tembellik gibi olumları kabul etmez.
     Benzetme, yorumlama, uydurma, hayalcilik, hikâyecilik, taklitçilik ve şekilciliği yaşayış devrini bitirmiş, yerine Anını yaşa kendini yaşa, dikkat, müspet, verimlilik, başarı, güven, saygı ve sevgiyi yaşayış devrini başlatmıştır.
    Kendinde müspetleyip yaşamadığı hiçbir şeyi sunmaz. Kendi canlı kitabını okur, okutur, yaşar, yaşatır.Dünyada gerçek sevgiyi yaşayış fikri bilinmemektedir. Kendisi bunu müspet şekilde ortaya koyar.Teknik ve gövde medeniyeti çok gelişmiş ve ileri olmasına rağmen gönül ve zihin medeniyetine dair hiçbir müspet yaşantı bulunmamaktadır. EROL ERBAŞ Bey gönül ve zihin medeniyetini net bir şekilde yaşantı halinde ortaya koyar.Geçmiş gelecek düşüncesiyle yaşamayı kaldırıp, Anını yaşa kendini yaşa, oku-okut, yaşa-yaşat fikir  silsilesini ortaya koymuştur.
       Ekonomiye bakış açısı; doğayı insan yararına dönüştürüp sunmasıdır. O’nun fikrî yaşantısına göre insan mutlaka üretici ve meslek sahibi olmalıdır. Ekonomide emek ve zekânın karşılığının dışında hiçbir şeyi kabul etmemektedir.
      Aileye bakış açısı: O’nun yaşattığı fikir yapısına göre öncelikle kendi vücut yapısının ailesi, daha sonra neslin devamlılığı için olan aile kutsaldır. İnsan anlayışında kadın-erkek anlayışı kalkar, herkes üstüne düşen vazifesini yapar. Hanım hanımefendi, bey de beyefendi olur. Güven ve saygının olmadığı yerde aile mevhumu olmaz.
       Sosyal hayata bakış açısı: İnsan demek sosyal hayat demektir. İnsanın gövdesiyle, vücuduyla, duyularıyla, duygularıyla, duyumlarıyla yani hal ve hareketleriyle kendine ve etrafına faydalı olmasıdır.
     Doğaya bakış açısı; nebatata, hayvanata gereken ilgiyi gösterip bunlardan insanlığa gereken faydayı sunmasıdır. İnsan her türlü nebatatı ve hayvanatı insanın yararına kullanmayı çözer ve uygular. Ziraata, tarıma elverişli topraklara asla inşaat yapılamaz.
     Onun dine bakış açısı ve tanımlaması: her varlığın doğal halini yaşaması dindir. Dinsiz hiçbir zerre olamaz. Din demek her varlığın kendisini ispatlayıp ortaya koyması demektir. Bundan dolayı da din ayrı insan ayrı diye bir mevhuma yer vermemektedir. İnanç ise müspet yaşantı demektir.
     Ona göre siyaset; Doğal insanın öz kültürünü, yaşayışını, hukukunu, adaletini, milli şuurunu, aile yapısını, ekonomisini, sosyal yönünü her an tekâmül ederek ve yenileyerek başkalarına sunması ve hizmettir. Bu hizmet yarışlarından da güzellikler zuhur eder. Bu da insanları mutlu eder.
      Evrenin ve tabiatın bir bütün olduğunu, bu bütünlüğün yetkili ve sahip kısmının İNSAN olduğunu ortaya koymuştur. Yüzeyden bakıldığında önce hayal, sonra madde, atom, enerji, hayat, can ve son olarak da yetki ve sahipliği olan İnsan’ın geldiğini tespit etmiştir. Bütün evrenin de kendini insanda bütünleştirmiş olduğunu ispatlamıştır. Onun için evren kendi insanıyla işlerini görür, kendini yeniler ve düzenini kurar. Teknik ve gövde medeniyetini insanın görünen kısmıyla düzene sokar. Zihin ve gönül medeniyetini de görünmeyen kısmıyla düzene sokar. İnsan görünen ve görünmeyen yapılarıyla bir bütündür. Özünden kaynaklanan insan, gövdesiyle evreni; adalet, güven, saygı, sevgi ve güzellikle düzene sokar bütün insanlık mutlu yaşar.
 
 





 

Dün : 171 Kişi, Bugün : 72 Kişi, Bu Ay : 3588 Kişi, Toplam : 20,350 Kişi, Ip Adresiniz : 38.107.179.244 Tasarım & Programlama : AVG - A.Aziz TEMEL