|
|
|
|
 |
|
HAFTANIN SÖZÜ |
| GÜVENİ SAĞLAYACAK OLAN DEVAMİYETTİR. KİŞİLİK VE ŞAHSİYET EĞİTİMCİSİ EROL ERBAŞ |
|
|
|
|
KİŞİLİK VE ŞAHSİYET EĞİTİMCİSİ EROL ERBAŞ BEY, ömrünün
kırk iki yılını insanın kişilik ve şahsiyet yapısını araştırıp incelemeye
adamıştır. Dünyada ilk defa insanın kişilik ve şahsiyet kısmını yaşayarak,
tanınmayan insanı ortaya koymuştur. Kişilik ve şahsiyet eğitimlerini meslek
haline getirmiş bu konuda eğitimciler yetiştirmiş ve yetiştirmektedir. Pek çok insanın hayatını dikkat, özgüven, sade zihin,
güçlü zekâ, fikir üretimi ana beşlisinin altında sistem, prensip, tasarruf,
düzen ve intizam yönünden düzene sokmuş; ahlaki, ailevi, ekonomik ve sosyal
yönde değiştirmiştir. Kişileri çalışkan, üretken, kararlı, başarılı insanlar
haline getirmiştir. Kendisinden eğitim almış birçok kişinin kalemlerine
yansıyan beş yüz farklı huy, alışkanlık, tutku, pısırıklık, acizlik,
zavallılık, tembellik gibi birçok yönün değiştiği tespit edilmiştir. Kendisine
merhaba diyen daha o dakikada değişir, gençleşir, güzelleşir, omuzlarındaki
yükü atar hafifler. Kâinatta doğal halini yaşamayan tek varlık insandır.
EROL ERBAŞ Bey’in özelliği insanı doğal haline döndürmektir. İnsanın doğal
halini; “kendi gövdesini ve evreni, yetki ve sahipliğiyle yönlendirip düzene
sokarak verimli hale getirmek” olarak tanımlar.Dünyada mahlûk ve gövde medeniyeti çözüldüğü halde
insan medeniyeti çözülememiştir. Kendisi maddenin ve enerjinin ötesinde insan
medeniyetinin çözülmesinde müspet yaşantılar ortaya koyar.İnsanda huy, alışkanlık, etki, korkaklık, acizlik,
zavallılık, pısırıklık, tembellik gibi olumları kabul etmez. Benzetme, yorumlama, uydurma, hayalcilik,
hikâyecilik, taklitçilik ve şekilciliği yaşayış devrini bitirmiş, yerine Anını yaşa
kendini yaşa, dikkat, müspet, verimlilik, başarı, güven, saygı ve sevgiyi
yaşayış devrini başlatmıştır. Kendinde müspetleyip yaşamadığı hiçbir şeyi sunmaz.
Kendi canlı kitabını okur, okutur, yaşar, yaşatır.Dünyada gerçek sevgiyi yaşayış fikri bilinmemektedir.
Kendisi bunu müspet şekilde ortaya koyar.Teknik ve gövde medeniyeti çok gelişmiş ve ileri
olmasına rağmen gönül ve zihin medeniyetine dair hiçbir müspet yaşantı
bulunmamaktadır. EROL ERBAŞ Bey gönül ve zihin medeniyetini net bir şekilde
yaşantı halinde ortaya koyar.Geçmiş gelecek düşüncesiyle yaşamayı kaldırıp, Anını
yaşa kendini yaşa, oku-okut, yaşa-yaşat fikir silsilesini ortaya koymuştur. Ekonomiye bakış açısı; doğayı insan yararına dönüştürüp
sunmasıdır. O’nun fikrî yaşantısına göre insan mutlaka üretici ve meslek sahibi
olmalıdır. Ekonomide emek ve zekânın karşılığının dışında hiçbir şeyi kabul
etmemektedir. Aileye bakış açısı: O’nun yaşattığı fikir yapısına
göre öncelikle kendi vücut yapısının ailesi, daha sonra neslin devamlılığı için
olan aile kutsaldır. İnsan anlayışında kadın-erkek anlayışı kalkar, herkes
üstüne düşen vazifesini yapar. Hanım hanımefendi, bey de beyefendi olur. Güven
ve saygının olmadığı yerde aile mevhumu olmaz. Sosyal hayata bakış açısı: İnsan demek sosyal hayat
demektir. İnsanın gövdesiyle, vücuduyla, duyularıyla, duygularıyla,
duyumlarıyla yani hal ve hareketleriyle kendine ve etrafına faydalı olmasıdır. Doğaya bakış açısı; nebatata, hayvanata gereken
ilgiyi gösterip bunlardan insanlığa gereken faydayı sunmasıdır. İnsan her türlü
nebatatı ve hayvanatı insanın yararına kullanmayı çözer ve uygular. Ziraata,
tarıma elverişli topraklara asla inşaat yapılamaz. Onun dine bakış açısı ve tanımlaması: her varlığın
doğal halini yaşaması dindir. Dinsiz hiçbir zerre olamaz. Din demek her
varlığın kendisini ispatlayıp ortaya koyması demektir. Bundan dolayı da din
ayrı insan ayrı diye bir mevhuma yer vermemektedir. İnanç ise müspet yaşantı demektir. Ona göre siyaset; Doğal insanın öz kültürünü,
yaşayışını, hukukunu, adaletini, milli şuurunu, aile yapısını, ekonomisini,
sosyal yönünü her an tekâmül ederek ve yenileyerek başkalarına sunması ve
hizmettir. Bu hizmet yarışlarından da güzellikler zuhur eder. Bu da insanları
mutlu eder. Evrenin ve tabiatın bir bütün olduğunu, bu bütünlüğün
yetkili ve sahip kısmının İNSAN olduğunu ortaya koymuştur. Yüzeyden
bakıldığında önce hayal, sonra madde, atom, enerji, hayat, can ve son olarak da
yetki ve sahipliği olan İnsan’ın geldiğini tespit etmiştir. Bütün evrenin de
kendini insanda bütünleştirmiş olduğunu ispatlamıştır. Onun için evren kendi
insanıyla işlerini görür, kendini yeniler ve düzenini kurar. Teknik ve gövde
medeniyetini insanın görünen kısmıyla düzene sokar. Zihin ve gönül medeniyetini
de görünmeyen kısmıyla düzene sokar. İnsan görünen ve görünmeyen yapılarıyla
bir bütündür. Özünden kaynaklanan insan, gövdesiyle evreni; adalet, güven,
saygı, sevgi ve güzellikle düzene sokar bütün insanlık mutlu yaşar.
|
|
|
| Dün : 171 Kişi, Bugün : 72 Kişi, Bu Ay : 3588 Kişi, Toplam : 20,350 Kişi, Ip Adresiniz : 38.107.179.244 |
Tasarım & Programlama : AVG - A.Aziz TEMEL |
|
|
|